2018
Video, Manifesto
High-Definition Video, 3′
manifesto for user837197923812977189273148193748974838479879891723947, presents a coded manifesto embedded in lines of code on a terminal1 2 screen, conceived as a critical framework for the data workers of the future. Operating at the intersection of digital labor and systemic surveillance, the work examines the evolving relationship between users, data infrastructures, and algorithmic control. Concealed within a format associated with technical ambiguity, the manifesto critiques the commodification of digital footprints in a reality where human activity is reduced to quantifiable inputs for automated systems.
At the center of the text is the concept of the underclass user, defined as those who sustain opaque infrastructures through actions such as consenting to unread agreements or generating data through passive engagement. These users are framed as individuals who unwittingly contribute to systems in which agency is diminished and even perception is shaped by interface alterations or algorithmic restructuring. The manifesto contrasts earlier dystopian visions of surveillance, such as centralized monitoring practices associated with the 1990s, with contemporary forms of data extraction, arguing that modern users have surrendered agency in exchange for fragmented, hyper-visible existences.
The work also critiques data visualization practices, rejecting their facade of observational neutrality. Instead, it positions users in a dual role: as the laborers who sustain data-mining architectures and as the raw material those systems process. By encoding these themes within terminal syntax—a medium associated with systemic control—the project mirrors its subject matter, embedding its critique in the very structures it examines.
The manifesto calls for an active acknowledgment of systemic realities and emphasizes the urgency of redefining agency in an era where bodily and digital integrity dissolve into fungible data streams. It positions itself as a provocation, urging awareness of our collective complicity in perpetuating algorithmic hierarchies.
1 The term “terminal” originally referred to physical input-output devices, such as a keyboard and display or teletype, connected to mainframes or time-sharing systems. Through these devices, users entered commands and received output from the computer. They were sometimes called “dumb terminals” because they lacked their own processing power and simply relayed the input and output of the central system. Andrew S. Tanenbaum, Structured Computer Organization, 6th ed., 2012, sec. 1.4.1.
2 In cyberculture, the terminal is often associated with power, technical mastery, and the figure of the “true hacker.” Working in the terminal produces the image of a user who is not dependent on graphical interfaces but instead “speaks” directly to the machine. Steven Levy, Hackers: Heroes of the Computer Revolution, 1984.
kullanıcı837197923812977189273148193748974838479879891723947 için manifesto, terminal1 2 ekranındaki kod satırlarının içine yerleştirilmiş şifreli bir manifesto sunar ve geleceğin veri emekçileri için eleştirel bir çerçeve olarak tasarlanmıştır. Dijital emek ile sistemsel gözetimin kesişiminde konumlanan çalışma, kullanıcılar, veri altyapıları ve algoritmik kontrol arasındaki dönüşen ilişkiyi inceler. Teknik muğlaklıkla ilişkilendirilen bir formatın içine gizlenen manifesto, insan faaliyetinin otomatik sistemler için ölçülebilir girdilere indirgendiği bir gerçeklikte, dijital izlerin metalaştırılmasını eleştirir.
Metnin merkezinde, okunmamış sözleşmelere onay vermek ya da pasif etkileşim yoluyla veri üretmek gibi eylemler aracılığıyla opak altyapıları sürdüren kişileri tanımlayan alt-sınıf kullanıcı kavramı yer alır. Bu kullanıcılar, eylemliliklerinin azaldığı ve algılarının dahi arayüz değişiklikleri ya da algoritmik yeniden yapılandırmalar yoluyla şekillendirildiği sistemlere farkında olmadan katkıda bulunan bireyler olarak ele alınır. Manifesto, 1990’larla ilişkilendirilen merkezi izleme pratikleri gibi erken dönem distopik gözetim tasavvurları ile çağdaş veri çıkarımı biçimlerini karşı karşıya getirir; modern kullanıcıların parçalanmış ve aşırı görünür varoluşlar karşılığında eylemliliklerini teslim ettiklerini öne sürer.
Çalışma aynı zamanda veri görselleştirme pratiklerini de eleştirir ve bu pratiklerin gözlemsel tarafsızlık görünümünü reddeder. Bunun yerine kullanıcıları ikili bir rolde konumlandırır: veri madenciliği mimarilerini sürdüren emekçiler ve aynı sistemlerin işlediği ham madde olarak. Proje, bu temaları sistemsel kontrolle ilişkilendirilen bir ortam olan terminal sözdizimi içine kodlayarak kendi konusunu biçimsel olarak da yansıtır; eleştirisini, incelediği yapıların tam içine yerleştirir.
Manifesto, sistemsel gerçekliklerin etkin biçimde kabul edilmesi gerektiğini vurgular ve bedensel ve dijital bütünlüğün değiş tokuş edilebilir veri akışları içinde çözündüğü bir çağda eylemliliğin yeniden tanımlanmasının aciliyetine işaret eder. Kendini bir provokasyon olarak konumlandırır; algoritmik hiyerarşilerin sürdürülmesindeki kolektif ortaklığımızın farkına varmaya çağırır.
1 “Terminal” terimi başlangıçta, ana bilgisayarlara ya da zaman paylaşımlı sistemlere bağlı klavye ve ekran ya da teleprinter gibi fiziksel giriş-çıkış aygıtlarını ifade ediyordu. Kullanıcılar bu aygıtlar aracılığıyla komut girer ve bilgisayardan çıktı alırlardı. Kendi işlem gücüne sahip olmadıkları ve yalnızca merkezi sistemin giriş ve çıkışını aktardıkları için bu aygıtlar kimi zaman “aptal terminaller” olarak adlandırılmıştır. Andrew S. Tanenbaum, Structured Computer Organization, 6. bs., 2012, bölüm 1.4.1.
2 Siberkültürde terminal çoğu zaman güç, teknik hâkimiyet ve “gerçek hacker” figürüyle ilişkilendirilir. Terminalde çalışmak, grafik arayüzlere bağımlı olmayan, bunun yerine makineyle doğrudan “konuşan” bir kullanıcı imgesi üretir. Steven Levy, Hackers: Heroes of the Computer Revolution, 1984.
© 2026 BURAK DİKİLİTAŞ