New
Memory

2015

Photography Series

Cyanotype Prints

25×35 cm

|

The New Memory series brings together the experimental potential of cyanotype processes and the formal logic of digital glitch and computational enlargement. By employing interpolation methods such as bicubic, bilinear, and nearest-neighbor to magnify the details of faint faces—blurred figures lingering in the background of photographs—the project generates hybrid images that bridge analog and digital practices. These distorted photographs are then reproduced as cyanotype prints, a 19th-century light-sensitive photographic process, establishing a dialogue between technological precision and the unpredictability of handmade production.

At the core of the project lies an inquiry into memory as a transient and multi-layered material. The computationally enlarged faces—in their fragmented, pixelated, or abstracted states—reflect the fragile quality of recollection. These visual uncertainties correspond to the way memories erode, blur, or are reconstructed through repeated recall over time. The material characteristics of the cyanotype—the Prussian blue hue, chemical idiosyncrasies, and sensitivity to environmental conditions—foreground the theme of transience. The resulting prints resemble volatile mental images that remain unidentified yet persist within the subconscious.

The series invites reflection on the tension between presence and absence. Despite their distortion, the faces retain a sense of familiarity, evoking the remnants of individuals or events lingering at the edges of public memory. The combination of digital and analog processes intensifies this tension: while interpolation algorithms mathematically “complete” missing information during enlargement, the manual development of the cyanotype introduces organic variations. The tension between these processes mirrors the paradox of memory itself—a simultaneous process of reconstruction and erasure.

The layered and translucent quality of the prints suggests an accumulated field of images, referring to cultural or lived wounds that are immaterial yet pervasive. The aesthetics of distortion, with its data corruption and visual noise, resembles the discontinuous nature of memory, which resists logical chronology and often emerges spontaneously. By emphasizing these nearly imperceptible, half-remembered intermediate moments, the work reveals an interstitial space in which meaning oscillates between clarity and ambiguity.

Thematically, the work examines how perception is mediated by technological and cognitive processes. While interpolation algorithms attempt to increase resolution, they also produce artifacts that alter and degrade the original image. Similarly, memory filters experience through subjective frames, recontextualizing it and often prioritizing emotional truth over objective fact. The monochrome palette and otherworldly quality of the cyanotype transform the figures into ghostly traces rather than material presences. This encounter frames New Memory as an inquiry into how both visual and mnemonic systems exceed the limits of legibility.

The work offers a visual vocabulary of disappearance, forgetting, and the simultaneity of presence and absence. By juxtaposing obsolete photographic techniques with contemporary digital interventions, it renders visible the fluid state of memory in an age dominated by rapidly changing technologies. The hollowed-out faces are not mere portraits but metaphors for the fleeting impressions that shape collective and individual histories—traces that persist yet can never be fully resolved.

Yeni Bellek serisi, cyanotype süreçlerinin deneysel potansiyelini dijital glitç ve hesaplamalı büyütmenin biçimsel mantığıyla bir araya getirir. Fotoğrafların arka planında kalan silik yüzlerin —bulanık figürlerin— ayrıntılarını büyütmek için bicubic, bilinear ve nearest-neighbor gibi interpolasyon yöntemlerini kullanarak analog ve dijital pratikler arasında köprü kuran melez imgeler üretir. Bu bozulmuş fotoğraflar daha sonra, 19. yüzyıla ait ışığa duyarlı bir fotoğrafik süreç olan cyanotype baskılar olarak yeniden üretilir; böylece teknolojik kesinlik ile el üretiminin öngörülemezliği arasında bir diyalog kurulur.

Projenin merkezinde, belleğin geçici ve çok katmanlı bir malzeme olarak araştırılması yer alır. Hesaplamalı olarak büyütülen yüzler, parçalanmış, pikselleşmiş ya da soyutlanmış hâlleriyle hatırlamanın kırılgan niteliğini yansıtır. Bu görsel belirsizlikler, anıların zaman içinde tekrar tekrar hatırlandıkça aşınma, bulanıklaşma ya da yeniden kurulma biçimleriyle örtüşür. Cyanotype’ın malzemeye özgü nitelikleri —Prusya mavisi tonu, kimyasal düzensizlikleri ve çevresel koşullara duyarlılığı— geçicilik temasını öne çıkarır. Ortaya çıkan baskılar, kimliği belirlenemeyen fakat bilinçaltında varlığını sürdüren uçucu zihinsel imgeleri andırır.

Seri, varlık ile yokluk arasındaki gerilim üzerine düşünmeye davet eder. Bozulmuş olmalarına rağmen yüzler bir aşinalık hissini korur; kamusal belleğin sınırlarında varlığını sürdüren kişilerin ya da olayların kalıntılarını çağrıştırır. Dijital ve analog süreçlerin birleşimi bu gerilimi yoğunlaştırır: interpolasyon algoritmaları büyütme sırasında eksik bilgiyi matematiksel olarak “tamamlarken”, cyanotype’ın manuel banyo süreci organik farklılıklar üretir. Bu iki süreç arasındaki gerilim, belleğin kendi paradoksunu yansıtır: aynı anda hem yeniden kurma hem de silme süreci.

Baskıların katmanlı ve yarı geçirgen niteliği, birikmiş bir imgeler alanını düşündürür; maddi olmayan fakat yaygın biçimde hissedilen kültürel ya da yaşanmış yaralara gönderme yapar. Veri bozulması ve görsel gürültüyle şekillenen deformasyon estetiği, belleğin mantıksal kronolojiye direnen ve çoğu zaman kendiliğinden beliren kesintili doğasını andırır. Çalışma, neredeyse algılanamaz ve yarı hatırlanmış bu ara anları vurgulayarak, anlamın açıklık ile muğlaklık arasında salındığı eşiksel bir alanı görünür kılar.

Tematik olarak çalışma, algının teknolojik ve bilişsel süreçler tarafından nasıl dolayımlandığını inceler. İnterpolasyon algoritmaları çözünürlüğü artırmaya çalışırken, aynı zamanda özgün imgeyi değiştiren ve bozan artefaktlar üretir. Benzer biçimde bellek de deneyimi öznel çerçeveler aracılığıyla süzer, yeniden bağlamlandırır ve çoğu zaman nesnel olgudan çok duygusal hakikati öne çıkarır. Cyanotype’ın monokrom paleti ve dünyadışı niteliği, figürleri maddi varlıklardan çok hayaletimsi izlere dönüştürür. Bu karşılaşma, Yeni Bellek’i hem görsel hem de anımsal sistemlerin okunabilirliğin sınırlarını nasıl aştığına dair bir araştırma olarak konumlandırır.

Çalışma; kaybolma, unutma ve varlık ile yokluğun eşzamanlılığına dair görsel bir söz dağarcığı önerir. Eski bir fotoğrafik tekniği çağdaş dijital müdahalelerle yan yana getirerek, hızla değişen teknolojilerin hâkim olduğu bir çağda belleğin akışkan durumunu görünür kılar. İçi boşalmış yüzler yalnızca portreler değil, kolektif ve bireysel tarihleri şekillendiren geçici izlenimlerin metaforlarıdır; varlığını sürdüren, fakat hiçbir zaman bütünüyle çözümlenemeyen izler.

New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series
New Memory Series

© 2026 BURAK DİKİLİTAŞ