2020
Video, Photography Series
Observations is a video series that documents the spatial transformation Istanbul’s public spaces underwent during the Covid-19 lockdowns. Streets once overflowing with chaotic vitality became almost unrecognizably still. Through municipal surveillance cameras that paradoxically persisted in the absence of their intended subjects, the project reflects on the erasure of urban movement and social presence. Repurposed to record the city under lockdown, these devices turn into instruments for examining absence, visibility, and the psychological weight of isolation.
Monitored remotely from a computer screen, the CCTV footage presents the image of a suspended city. Iconic intersections appear long and empty beneath gloomy skies; abandoned squares and isolated movements at the edges of the frame evoke a city in which time seems to have stopped. These fragments transform the tension between visibility and solitude into a lived condition, revealing a contradiction in which the subject is at once visible, absent, and exposed. The work highlights the duality of lockdown: homes became both sanctuaries and prisons, while public space was reduced to an abstract, surveilled void.
For those confined indoors, windows turned into screens opening onto a world that had become inaccessible. Here, surveillance cameras, repurposed as aesthetic and conceptual devices, give form to this rupture. Their panning movements and grainy textures reflect the flattened, two-dimensional experience of observing the city through digital interfaces, where reality is compressed into grids of light, shadow, and moiré. Through this contrast, the claustrophobia of domestic interiors is set against the vast, depopulated spaces outside, and surveillance becomes a metaphor for longing: a mediated attempt to grasp an unreachable world.
Focusing on Istanbul’s empty squares and deserted avenues, Observations captures the existential unease of a city accustomed to density confronting its own emptiness. Cameras designed to monitor crowds now document absence, exposing the fragility of urban systems built for perpetual motion. Motion blur reduces figures to ghostly traces, while digital distortions fracture architecture into abstraction. Even in the absence of crowds, the cameras continue to operate, framing surveillance as an unceasing ritual that persists after its original rationale has faded. Ultimately, the work reflects on what endures when the pulse of the city is silenced, and on what public life becomes when spaces remain visible yet uninhabitable.
Gözlemler, Covid-19 kapanmaları sırasında İstanbul’un kamusal alanlarının geçirdiği mekânsal dönüşümü belgeleyen bir video serisidir. Bir zamanlar kaotik bir canlılıkla dolup taşan sokaklar, neredeyse tanınmayacak ölçüde sessizleşmiştir. Proje, hedeflediği öznelerin yokluğunda paradoksal biçimde çalışmaya devam eden belediye gözetim kameraları aracılığıyla, kentsel hareketin ve toplumsal varlığın silinişi üzerine düşünür. Kapanma altındaki kenti kaydetmek üzere yeniden işlevlendirilen bu aygıtlar, yokluk, görünürlük ve izolasyonun psikolojik ağırlığını inceleyen araçlara dönüşür.
Bir bilgisayar ekranından uzaktan izlenen CCTV görüntüleri, askıya alınmış bir kentin imgesini sunar. İkonik kavşaklar kasvetli gökyüzlerinin altında uzun ve boş görünür; terk edilmiş meydanlar ve kadrajın kenarlarında beliren yalıtılmış hareketler, zamanın durmuş gibi göründüğü bir kenti çağrıştırır. Bu parçalar, görünürlük ile yalnızlık arasındaki gerilimi yaşanan bir koşula dönüştürür; öznenin aynı anda görünür, yok ve açıkta olduğu bir çelişkiyi açığa çıkarır. Çalışma, kapanmanın ikili yapısını vurgular: evler hem sığınaklara hem de hapishanelere dönüşürken, kamusal alan soyut ve gözetlenen bir boşluğa indirgenmiştir.
İç mekânlara kapananlar için pencereler, artık erişilemez hâle gelmiş bir dünyaya açılan ekranlara dönüşmüştür. Burada gözetim kameraları, estetik ve kavramsal aygıtlar olarak yeniden işlevlendirilerek bu kopuşa biçim verir. Kameraların yatay hareketleri ve grenli dokuları, kenti dijital arayüzler aracılığıyla izlemenin düzleşmiş, iki boyutlu deneyimini yansıtır; gerçeklik ışık, gölge ve moiré ızgaraları içine sıkıştırılır. Bu karşıtlık aracılığıyla ev içlerinin klostrofobisi, dışarıdaki geniş ve insansızlaşmış mekânlarla karşı karşıya getirilir; gözetim ise bir özlem metaforuna dönüşür: ulaşılamayan bir dünyayı kavramaya yönelik dolayımlanmış bir girişim.
İstanbul’un boş meydanlarına ve terk edilmiş caddelerine odaklanan Gözlemler, yoğunluğa alışkın bir kentin kendi boşluğuyla karşılaşmasının yarattığı varoluşsal huzursuzluğu yakalar. Kalabalıkları izlemek için tasarlanmış kameralar artık yokluğu belgelemekte; sürekli hareket üzerine kurulmuş kentsel sistemlerin kırılganlığını görünür kılmaktadır. Hareket bulanıklığı figürleri hayaletimsi izlere indirgerken, dijital bozulmalar mimariyi soyutlamaya parçalar. Kalabalıkların yokluğunda bile kameralar çalışmaya devam eder; böylece gözetim, başlangıçtaki gerekçesi ortadan kalktıktan sonra da süren kesintisiz bir ritüel olarak belirir. Sonuçta çalışma, kentin nabzı susturulduğunda geriye neyin kaldığını ve mekânlar görünür olmaya devam ederken yaşanamaz hâle geldiğinde kamusal yaşamın neye dönüştüğünü sorgular.
© 2026 BURAK DİKİLİTAŞ